Mesnevi’den Tadımlıklar
Mart 17th, 2008 Kategori: SufiBu dünya bir zindandır. Aslında zindan, bu dünya değil, senin kafanda olan dünyadır. Kumaş, para, ticaret ve kadın kendi başlarına, senin zindanın olan dünya değildirler. Çalışma da haktır, mal da haktır, dert de haktır. Mühim olan onları içinde taşımamaktır. Ağzı kapalı testi, içi boş, sadece hava dolu olduğu için, uçsuz bucaksız su üstünde yüzer gider. İçinde yokluk havası oldukca, insan da dünya denizinde batmaz. O denizde, ama denizin üstünde durur.
Aşkda, aşık meydandadır da maşuku gizlidir. Surete gibi gözüken aşklar, aslında surete değildir. Sen, kadının suretine aşık oldun sanıyorsan aldanıyorsun. Hakikatte surete aşıksan, sevgili ölünce onu niye terkediyorsun? Suret yine orada, bu terkediş neden? Aşık iyice düşün, sen kime aşıksın?
Bir takım inanmışlar ölünce, melekler onları karşılamış, yol göstermiş, Cennete getirmişler. Müminler, meleklere sormuşlar: “Ey melekler, herkes ölünce Cehennemden geçeçek denirdi. İnanmışı da, inanmıyanı da oradan geçecekti. Fakat biz bu yolda ne duman gördük ne ateş. Şimdi Cennetteyiz de, o Cehennem nerede?” Melekler cevaplamışlar :”Buraya gelirken, aşağıda gördüğünüz o yemyeşil bahçe vardı ya, Cehennem denilen şiddetli azap yurdu işte orasıydı. Başkalarının Cehennemi, size yeşillik, gül bahcesi, ağaçlık, gölgelik olarak gözüktü.” (Not: Cennet ve Cehennem, bizim içinde olacağımız yerler mi? Yoksa bizim içimizde olan yerler mi?)
2 yorum yapılmış to “Mesnevi’den Tadımlıklar”
Burak tarafından Mar 18, 2008 tarihinde
Ahmet Hocam,
Ruhumuzu suluyorsunuz, elinize, aklınıza sağlık.
Saygı ve sevgiler
Burak Y.
Osman tarafından Mar 22, 2008 tarihinde
Mesnevi cok guzel soylemis. Cennet insanin icinde sakli.